Fransa gibi nükleer silaha sahip üyeleri bünyesinde barındıran Avrupa Birliği (AB), Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu toplantısında Orta Doğu’daki güvenlik denetimlerine dikkat çekerek, nükleer ve diğer kitle imha silahlarından arındırılmış bir bölge kurulması çağrısını yineledi
AB: Orta Doğu kitle imha silahlarından (KİT) arındırılmalı
Arnavutluk, Bosna-Hersek, Gürcistan, İzlanda, Lihtenştayn, Monako, Karadağ, Kuzey Makedonya, Norveç, Moldova, Sırbistan ve Ukrayna’nın da destek verdiği ve “Gündem Maddesi 10: Orta Doğu’da Güvenlik Denetimleri” başlığı altında sunulan bildiride, AB, Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) nezdindeki Viyana Daimi Temsilciliği aracılığıyla, UAEA Yönetim Kurulu toplantısında bölgedeki artan gerilimlere dikkat çekilerek silahsızlanma vurgusu yaptı.

AB adına yapılan açıklamada, Orta Doğu’nun nükleer silahlar başta olmak üzere tüm kitle imha silahlarından (KİS) ve bunların fırlatma sistemlerinden arındırılmış bir bölge haline getirilmesine tam destek verildiği yinelendi. 1995 Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) Kararı’nın geçerliliğini koruduğu belirtilirken, 2010 NPT Gözden Geçirme Konferansı’nda alınan kararların arkasında durulduğu ifade edildi.
“Diyalog ve uzlaşı şart”
Bölgedeki mevcut istikrarsızlık ve yüksek tansiyona atıfta bulunulan bildiride, şu ifadeler öne çıktı:
“Bu tür bölgelerin kurulması ancak ilgili bölge devletlerinin özgürce varacağı anlaşmalarla mümkündür. Özellikle bölgedeki istikrarsızlığın arttığı bu dönemde, tüm paydaşları ve bölge devletlerini kapsayıcı ve uzlaşı odaklı bir süreç için anlamlı istişarelerde bulunmaya davet ediyoruz”
Evrensel kurallara uyum çağrısı
Avrupa Birliği, NPT’nin (Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması) üç temel sütununun tam ve etkili bir şekilde uygulanması çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca şunlar kaydedildi:
Henüz taraf olmamış tüm devletlerin NPT’ye ve KİS ile ilgili tüm antlaşmalara katılması istendi.
Kapsamlı Güvenlik Denetimi Anlaşmaları ve Ek Protokollerin yürürlüğe konulması çağrısı yapıldı.
Balistik füze yayılımına karşı Lahey Davranış İlkeleri’ne katılımın, bölgesel güven inşası için kritik olduğu hatırlatıldı.
6,5 milyon Euro’luk destek
Açıklamada, Orta Doğu’da silahsızlanmanın sadece bölgesel değil küresel barış için de hayati bir adım olduğu vurgulandı. AB’nin bu süreci desteklemek adına 2019 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsü’ne (UNIDIR) 6,5 milyon eurodan fazla kaynak ayırdığı bilgisi paylaşıldı.
Açıklama, AB’nin bölgede barışçıl bir atmosferin oluşturulmasına yardımcı olmaya devam edeceği taahhüdüyle sona erdi.
AB’nin bu hamlesi, bölgesel barış için kritik bir adım olarak sunulsa da uluslararası arenada bazı temel eleştirileri de beraberinde getiriyor. Fransa gibi nükleer silaha sahip üyeleri bünyesinde barındıran AB’nin, Orta Doğu ülkelerine nükleer teknoloji konusunda kısıtlayıcı bir dil kullanması “nükleer tekelcilik” olarak eleştiriliyor.
İsrail paradoksu
AB tarafından yapılan “arındırılmış bölge” çağrılarında, bölgenin fiili nükleer gücü olarak kabul edilen İsrail’in kapasitesine karşı takınılan sessiz tutum, AB’nin Orta Doğu politikasındaki en büyük “meşruiyet açığı” olarak görülüyor.
AB’nin nükleer caydırıcılığı kendi güvenliği için bir hak olarak görürken (örneğin Fransa ve NATO şemsiyesi), Orta Doğu devletlerinden bu dengeyi gözetmeden silahsızlanmalarını beklemesini “gerçeklikten uzak” bulunuyor.
Açıklamanın tam metnini (İngilizce) bu bağlantıdan okuyabilirsiniz.






