HATAY DA ENKAZLARDA GERİ DÖNÜŞÜM SAĞLANABİLİR

HATAY DA ENKAZLARDA GERİ DÖNÜŞÜM SAĞLANABİLİR

Hatay’da 6 Şubat Maraş depremlerinden beri sorunlar bitmiyor aksine artıyor. Bina enkazlarından yayılan ağır metallerin açığa çıkarak su, toprak, zira

Spread the love

Hatay’da 6 Şubat Maraş depremlerinden beri sorunlar bitmiyor aksine artıyor. Bina enkazlarından yayılan ağır metallerin açığa çıkarak su, toprak, ziraat ve insan sağlığına yönelik tehditleri de gelecek günlerde hatta yıllarda başı çekecek tehditler arasında yer alıyor. Bu şeklinde nedenlerle Hatay halkının sadece bugünü değil geleceği de ciddi risk altında. Yetkililer, durumun ciddiyetini vurgulayarak çözüm için atılması ihtiyaç duyulan adımları 12punto.Com.Tr’ye anlattı.

Sayın Mehmet Mustafa Dogan;

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri sonrası Hatay’da, bina enkazlarının ağır metalleri açığa çıkarması tarımsal verimlilik için ciddi bir risk oluşturdu. Özellikle nehir yatakları, orman arazileri, zeytinlikler, seralar, ziraat arazileri ve su kaynaklarına çok yakın bölgelerin bina enkazları için döküm sahası olarak kullanılması, asbest gibi laf mevzusu ağır metallerin özgür kalma potansiyelini artırarak toprak ve suyun zarar görmesine neden oldu. Böylece önemli zenginliklere sahip olan Amik Ovası benzer biçimde önemli ziraat arazilerinin yanında zeytinlikler de zarar görmüş oldu. Konuyla alakalı Hatay Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı ve Toprak Koruma Kurulu Üyesi Ahmet Sezer, Asbest Söküm Uzmanları Derneği Başkanı Cafer Fidan 12punto.Com.Tr’ye konuştu.

Hatay Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı ve Toprak Koruma Kurulu Üyesi Ahmet Sezer deprem enkazlarının ortaya çıkardığı ağır metallerin Hatay’ın zeytin ağaçlarına, suyuna, toprağına ve halka verdiği zararları 12punto’ya anlattı.

“YAVAŞ YAVAŞ KRONİK ZEHİRLENMELER BAŞLAR”

Enkazlardan yayılan ağır metallerin şüphesiz tüm canlıları etkilediğini söyleyen Sezer, “Zeytin ağaçları her dem yeşil, yaprağını dökmeyen bir ağaç. Bunların stoma dediğimiz solunum yüzeyleri bulunuyor. Bu teneffüs yüzeyinden bünyesine ağır metaller de alınca bu vaziyet, öteki elzem olan elementlerin alımını da engelliyor ve ağaçta stres oluşuyor. Yani bu konum dolaylı olarak beslenme problemleri yaratıyor. Bu vaziyet insanların içtiği sular dahil olmak üzere, yediği bütün besinleri etkiler.

“Zaman içinde belli yağ dokularında yavaş yavaş kronik zehirlenmelere sebep olur. Bu akut zehirlenme değildir kronik zehirlenmedir ve uzun solukta kendini gösterir. Çünkü bu ağır metaller kanserojen etken maddelerdir.”

Enkaz dökümü sonrası ağır metallerin yayılım gösterme şeklini Sezer şöyleki söyledi:

“Bir gram toprak milyonlarca senede oluşuyor. Ama bizler onu hemen elden çıkartıyoruz. Birinci derslik tarım topraklarına enkazlar dökülüyor. Bunlar her şeyi fazlaca negatif etkiliyor. Döküm sahası olarak kullanılan yerlerden akan sular yer altı sularına, yer altı sularından kuyu sularına, kuyu sularından evinizdeki musluklara buradan da yemeye içmeye varıncaya kadar tüm dirimsel aşamalarda etken oluyor. Tüm bu aşamalar bir zehirlenme zincirinin halkasıdır.”

“TOPRAK ÜZERİNDEN MÜLKİYET HAKKI OLAMAZ”

Sezer Hatay’da bulunan Türkiye’nin en verimli ovalarından Amik Ovası için de, şunları söyledi

“Amik Ovası büyük ova sınıfında, tarımsal bir sit alanı. Yani Amik Ovası’na hiç bir yapı yapılamaz. Siz çeşitli bahanelerle yok benzin istasyonu yapacağım yok okul, yok şu yok bu diyemezsiniz. Evet hepsi lazım ama birinci derslik ziraat toprağını ziraat dışına çıkararak yapılaşmaya açarak olmaz bu. Biz toprakların sahibi olabiliriz, ama o topraklar yıllarca insanlara gıda üretecek. Toprak benim diye canımın istediğini yaparım şeklinde bir mülkiyet hakkı olamaz. Biz buna mutlaka karşıyız.”

“AMİK OVASI’NI KORUMAK ZORUNDAYIZ’

“Ben bununla beraber Toprak Koruma Kurulu’nun üyesiyim ve ben kesinlikle hayır diyorum her mevzuda. Fakat Toprak Koruma Kurulunun heyet üyeleri, yapı itibarıyla daha oldukca çeşitli kurumların müdürlerinden oluşuyor. Onlar da İl İdaresine kısaca dolayısıyla Valiye bağlı. Vali de bu kurulun başkanı. Valinin hayır dediği bir şeye müessese müdürleri evet diyebilir mi? Diyemez. Fakat biz diyoruz fakat beşte dört oy çokluğu oy alamadığımız için olmuyor. Daha sonra mahkemeye veriyoruz veya alternatif bir çözüm gösteriyoruz. Diyoruz ki buraya yapmayın da şuraya yapın. Onlar da amme yararı var diyorlar. Yani sürekli bir döngü halindeyiz. Bu yüzden Amik Ovası’nı tarımsal sit alanı olması sebebiyle siz de biz de korumak zorundayız. Bu bizlerden sonraki nesillerin beslenmesi bir görevdir.”

“ENKAZLARDA GERİ DÖNÜŞÜM SAĞLANABİLİR”

Enkazların Amik Ovası şeklinde tarımsal arazilere dökülmemesi icap ettiğini belirten Sezer laflarını şu şekilde tamamladı. “Enkazları içerisindeki demirleri toplayıp nasıl geri dönüşüme sokuyorlarsa, istenirse enkazların tamamında geri dönüşüm sağlanabilir. İnsanlar koca kayaları kum haline getiren teknolojiye sahipse, mevcut enkazı da kum haline getirip tekrar asfalt yapılırken kullanabilirler. Enkazlar, marjinal tarım arazileri değil de dördüncü derslik, beşinci sınıf ziraat arazilerine dökülebilir. Oralardan su kaynaklarının olmadığı yerlere dökülüp işlem yapılmak üzere tekrar kazanılabilir”

GEREKLİ TEDBİRLER ALINMADI

Asbest Söküm Uzmanları Derneği Başkanı Cafer Fidan da, Hatay’da enkaz kaldırma aşamasında ve dökümünde ortaya çıkan riskleri ve zamanında alınması ihtiyaç duyulan önlemleri 12punto’ya değerlendirdi.

Enkazı ‘taşıma’ aşamasında alınacak önlemlerin ‘dökümü’ esnasında da alınmadığı sürece yalnız başına bir şey ifade etmeyeceğini vurgulayan Fidan, “Enkaz kaldırılırken hiç bir şey yapılamıyorsa bile ne olursa olsun ıslatılması gerekiyordu. Islatılamıyorsa komple sızdırmaz şekilde üzerinin kapatılması gerekiyordu. Fakat bunlar sadece taşınması esnasında alınabilecek önlemler. Enkaz yığınları bir alana döküldüğünde bütün ağır metaller kilometrelerce ortama yayılmış olacak. Yani oldukça bir anlam anlatım etmeyecek açıkçası” dedi.

Asbestin toprak ve suya verdiği zarara değinen Fidan, “Asbestin akciğer solunumu meydana getiren canlılar üstünde bir tesiri olduğu kanıtlanmış. Suya karıştığında suyla beraber çeşitli bölgelere dağılabiliyor. Canlıların olduğu ortamlara girip, orada havayla karışıp solunmasına sebebiyet verebilir. Tabi diğer ağır metaller falan da ziraat alanlarına yayılmış olduğu zaman yemek meşrubat her şeyin içine girip canlılara ulaşabiliyorlar” ifadelerini kullandı.

“BİR SÜRÜ ATIK ALELACELE RASTGELE ATILDI”
Fidan Hatay’da enkazların kaldırılma aşamasını en son şu şekilde değerlendirdi:

“Tehlikeli bir atık yada asbest olabilme ihtimali üstüne tedbir alınarak o yıkımların yapılması gerekiyordu. Ardından hususi nakliyat araçları, metalleri bertaraf edecek tesislerin yapılması gerekiyordu. Tehlikeli atıkların bertaraf edildiği birinci sınıf depolama tesisleri vardır. Onlar hususi şartlarda sızdırmaz biçimde yapılır ve bunlar büyük alanlardır. Fakat ben normal olanı söylüyorum. Depremde inanılmaz bir atık oluştu dolayısıyla bu biçim bir tesisi kurmak zor. Fakat parça parça da olsa belli ölçülerde söylediğim şey yapılabilirdi. Rastgele bir yere götürülüp dökülmesi doğru değil. Bunun evvelinde planlanıp yeraltı sularına zarar gelmesini önlemek için altyapısının hazırlanması gerekiyordu. Bu şekilde yapılmadı alelacele bir sürü atık ne olduğu anlaşılmadan rastgele belirlenen depolama alanlarına kamyonla taşınarak atıldı

YORUMLAR

WORDPRESS: 0