Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde Kıbrıs’a yapacağı ziyarete ve ağustos başında Cenevre’de yapılması beklenen görüşmeye işaret ederek, “2017’de çerçeve antlaşmasıyla uzlaşılan konuların hemen hayata geçirilmesi hedeflenmeli” dedi
YKP: Guterres`in ziyareti 16 yıl sonraki ilk BM Genel Sekreteri teması olacak
Yazılı açıklama yapan YKP, BM Genel Sekreteri Guterres`in 27-29 Temmuz tarihlerinde yapacağı ziyaretin Kıbrıs sorunu kapsamında değerlendirildiğinde “16 yıl sonraki ilk BM Genel Sekreteri teması” olacağını; “anlamlı” olması içinse Guterres`in “yapıcı belirsizlik” arayışlarını değil, “2017 Crans-Montana zemininde çerçeve antlaşmasıyla uzlaşılanların hemen hayata geçirilmesini hedef alması gerektiğini” vurguladı.

YKP, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde Kıbrıs’ı ziyaret edecek olmasının, Ban Ki-moon’un 2010 ziyaretinden bu yana bir BM Genel Sekreteri’nin adaya ilk gelişi olması bakımından önemli bir olay olduğunu vurgulayarak, Guterres’in, iki lideri (Tufan Erhürman ve Nikos Hristodulides) Cenevre’ye çağırmak yerine kendisinin gelmeyi tercih etmesinin, ziyarete stratejik bir ağırlık kazandırdığının altını çizdi.
YKP açıklamasına şöyle devam etti:
“Bu ziyaretin anlamlı olabilmesi, yeni bir formül icadıyla değil, müzakerelerin kaldığı yerden devam etmesine hizmet ettiği ölçüde mümkündür”
“Ancak YKP olarak açıkça vurgularız ki, bu ziyaretin anlamlı olabilmesi, yeni bir formül icadıyla değil, 2017’de Crans-Montana’da gerçekleşen müzakerelerin kaldığı yerden -iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, tek egemenliği ve tek vatandaşlığı olan federal çözüm zemininde- hemen başlamasına elle tutulur biçimde hizmet ettiği ölçüde mümkündür.
Kıbrıs Rum ve İngiliz basınına yansıyan ‘yapıcı belirsizlik’ ya da ‘gevşek federasyon’ arayışları; federal zemini terk ederek, Kıbrıslıtürklerin siyasi eşitlik ve ortak vatandaşlık iradesini de heba edecek bir çıkıştır; YKP olarak bu durumun karşısındayız.
YKP’nin yıllardır ısrarla altını çizdiği bir gerçek burada yeniden hatırlatılmalıdır:
Kıbrıs sorununda çözümün önündeki en büyük engel, tarafların yıllardır sırtladığı ‘her şeyi konuşalım ve her şey üzerinde uzlaşmadan hiçbir adım atmayalım’ takıntısıdır.
“Uzlaşılan konuların hemen uygulanmaya başlanmasına olanak tanıyan bir çerçeve antlaşması yaklaşımını benimsiyoruz”
Guterres ziyareti bu takıntının bir kez daha tekrarlanacağı bir sahne olursa, 5+1 masasından yine sadece bir fotoğraf çıkar. YKP olarak bütünlüklü çözümü hedef olarak korurken, uzlaşılan konuların hemen uygulanmaya başlanmasına olanak tanıyan bir çerçeve antlaşması yaklaşımını benimsiyoruz.
“İki toplumlu mahkeme yarın değil bugün devreye alınabilir”
Yargı üzerinde uzlaşma zaten mevcuttur. Örneğin; iki toplumdan kişilerin karıştığı davalara bakacak iki toplumlu mahkeme yarın değil bugün devreye alınabilir; mülkiyette adım adım uygulanabilecek model yıllar önce ortaya konmuştur; doğrudan ticaret tüzüğünün uygulamaya konması, yeni geçiş noktalarının açılması ve mevcutlardaki bürokratik prosedürlerin kaldırılması, elektrikte iki tarafa enterkonnekte olması gibi iki toplumlu güven artırıcı önlemler, 5+1 masasının bir gün önceden değil, bugünden hazırlanması demektir.
Kıbrıs’ın kuzeyindeki ‘iki devletli çözüm’ savunucularının Guterres’i ‘federasyon arabuluculuğu yapmama’ konusunda uyarması, 2017’de Crans-Montana’daki müzakereleri çökerten iradenin devam ettiğinin bir göstergesidir.
Türkiye’nin adada askeri varlığını sürdürmek, garantörlük statüsünü koruyarak Kıbrıs’ın kuzeyindeki vesayet mekanizmasını kalıcılaştırmak isteyen siyaset, ‘milli irade’ söyleminin ardına saklanarak Kıbrıslıtürklerin siyasi eşitlik ve ortak vatandaşlık iradesini görmezden gelmektedir.
Oysa ki, Boutros Boutros Ghali ve Perez de Cuellar dönemlerinden bu yana BM parametrelerinde tanımlanan siyasi eşitlik (aritmetik eşitlik değil) sağlanmadıkça, hiçbir ‘iki devlet’ söylemi bu adadaki bölünmüşlüğü meşrulaştıramaz.
“Kıbrıs’ın kuzeyinde, alt yönetim üzerinden yürüyen vesayet düzeninin tasfiyesini talep ediyoruz”
YKP olarak garantörlük sisteminin sona ermesi, adanın koşulsuz askersizleştirilmesi ve Kıbrıs’ın kuzeyinde alt yönetim üzerinden yürüyen vesayet düzeninin tasfiyesi taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz.
Ziyaret öncesi gelen sinyaller bu kaygıyı somutlaştırıyor: Türkiye‘nin iktidar partisi AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, 21 Temmuz’da Kıbrıslıtürk lider Rauf Raif Denktaş’ın anıt mezarını ziyaretinin ardından ‘Kıbrıs’ta artık iki devletli çözüm zamanıdır’ diyerek federal zemini bir kez daha resmen tasfiyeye çağırdı.
Aynı günlerde Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın ‘son gelişmelerin ardından Yunan Silahlı Kuvvetleri için Kıbrıs artık yakındır’ açıklaması da adanın iki yakasındaki milliyetçiliklerin birbirini besleyerek tırmandığını gösteriyor.
“Guterres ziyaretinin görevi statüko sarmalını beslemek değil, kırmak olmalı”
YKP olarak açıkça söylüyoruz: Ankara’nın ‘iki devlet’ ısrarı ile Atina’nın askeri kaslarını şişiren söylemi, birbirini meşrulaştıran, aynı statükocu sarmalın parçasıdır; Guterres ziyaretinin görevi bu sarmalı beslemek değil, kırmak olmalıdır.
Yeni Kıbrıs Partisi bir kez daha altını çizer: Bu adada barış, Kıbrıslıtürklerin ve Kıbrıslırumların, iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, tek egemenliği ve tek vatandaşlığı olan federal bir çerçevede, birlikte kuracakları ortak bir gelecekle mümkündür.
Guterres ziyaretinin ve ardından toplanacak 5+1 görüşmesinin görevi bu geleceği inşa etmeyi kolaylaştırmak; taraflara düşen ise, ‘her şey üzerinde uzlaşmadan hiçbir adım atmayalım’ oyununu terk edip, uzlaşılan konularda bugünden çerçeve antlaşmasıyla adım adım ilerlemektir.
“Barıştan yana olan tüm Kıbrıslıları çözüm sürecini gerçek anlamda ileriye taşıyacak her eyleme omuz vermeye çağırıyoruz”
YKP, bu sürecin sadece bir izleyicisi değil, takipçisi ve parçası olacaktır. Bu nedenle, adanın her iki yakasındaki barıştan yana olan tüm Kıbrıslıları (sivil toplum örgütlerini, sendikaları, meslek birliklerini, gençlik ve kadın hareketlerini, bağımsız yurttaşları), çözüm sürecini gerçek anlamda ileriye taşıyacak her eyleme, buluşmaya ve girişime omuz vermeye çağırıyoruz.
Masadaki oyalama taktiklerine, sokaktaki ısrarımızla cevap verelim. Sokakta, `Federal Kıbrıs, hemen` demek için buluşalım!”







